|
Geçmişte, birisi müstesna mekanizması olan
satranç
oynayabilen "TÜRK" hakkında sık sık hikayeler duymuştur. Türk'ün tarihi 200 yıl
öncelere gitmektedir fakat hala hayranlık uyandırmaktadır.
1769 yılının yazında Viyanadaki kraliyet sarayı hareketli bir
arı kovanını andırdığı bir gün bütün saray mensupları Baron Kempelen'in
satranç
otomatından bahsediyorlardı. Avusturya imparatoriçesinin bakışlarından önce
satranç
otomatı Türk'le sarayın en iyi oyuncusu arasında bir çarpışma vuku buldu. Otomat
renkli doğu giysisi içindeki Türk'ün balmumundan yapılmış yüzünden, başındaki
türbandan oluşuyordu. Türk geniş kutu şeklindeki masaya oturmuştu. Masada kakma
bir
satranç
tahtası vardıve Türk hamlelerini mekanik kolla yapıyordu. Buna ilave olarak,
Türk başını eğebilirdi (2 baş eğme şah çekme, 3 baş eğme mat anlamına gelirdi)ve
pipo içebilirdi. Türk'ün saat çalışma mekanizması vardı ve her oniki
hamleden(hareketten sonra, mücit Türk'ü geniş bir anahtarla kurardı.
İmparatoriçe'nin en iyi oyuncusu Türk'e oldukça çabuk kaybetti."Olmaz" diye
feryat etti. Kutuda saklanan bir adam var! ve bu onun yaralı bir bağırmayla
söylediği son söz oldu.
İmparatoriçe'nin isteği üzerine bir inceleme yapıldı,
satranç
otomatı Türk'ün kapakları açıldı ve seyirciler otomatın içinin, karışık bir
mekanizması olan döner dişli ve çarklarla, dişli tertibatla, karışık manevelarla
ve millerle teçhiz edilmiş olduğunu gördüler.
Kempelen imparatoriçe tarafından ödüllendirildi ve
satranç
otomatı Türk'ün ünü tüm Avrupa kıtasında yayıldı. Bundan sonraki Kempelen'in
1804'te olümüne kadar geçen 35 yılda, Kempelen buluşunun semerelerinin aldı.
Mekenik Türk bütün Almanya'yı dolaştı, Paris'i Londra'yı ve Varşova'yı ziyaret
etti. Kempelen ve
satranç
otomattı Türk heryere davet edildiler. Rus imparatoriçesi Catherine II bile St.
Petersburg gibi uzak bir yerden kendisi için
satranç
otomatı Türk'ü görmek istedi.
Nasıl Kempelen insanları bu kadar uzun süre aldatabildi. Buna
rağmen, hiç kimse kutunun içinde saklanan bir adam olduğununu ispatlayamadı.
Kempelen'e hünerli yaratıcı olarak hakkı verilmelidir. Kutunun içindeki saha
yanılsaması uygun açılarla düzenlenmiş aynalar ve özel olarak kamufle edilmiş
tahta perdelerle sağlandı.
Bu nedenle kutunun içinde saklanan adam kutunun kapısı açılsa
bile görülmüyordu.
Kutunun içinde saklanan oyuncun hamlelerini
satranç
tahtasına iletmek için uygulanan sistemde oldukça akıllıydı. Oyunun oynandığı
satranç
taşlarının altına kuvvetli mıknatıslar yerleştirilmişti.
Satranç
tahtasının bütün karelerinin altına, metal küreler tellerle metal tekerlekler
parmaklarına bağlanmıştı. Her taş kendine tekabül eden küreyi çekiyordu.
Kempelen'in ölümünden sonra bile
satranç
otomatı Türk başarısını sürdürdü. Maelzel, "Türk otomatının sahibi oldu ve
otomatın Napolyon'la karşılaştığı kaydedilmiş bir oyun vardır.
1809'daki törenli resepsiyonda Napolyon otomatla bir oyun
oynadı. Kötü bir pozisyonda (kutunun içinde
satranç
teorisi üzerine ünlü bir kitabı olan yazar Johann Allgaier saklanmıştı)
İmparator Napolyon otomatın zihnini karıştırmayı denedi ve kural dışı bir hamle
yaptı. Türk Taşı kendi bulunduğu haneye gönderdi. Napolyon hatasını yine
tekrarladı. Otomat yanlış hamleyi ikinci defa düzeltti. Fakat kurallar Napolyon
tarafından üçüncü defa ihlal edilince, Türk sinirlendi ve elinin hareketi ile
taşı yere attı. Fakat Napolyon mekanik mücizeyi sinirlendirmeyi başardığı için
çok mutlu oldu. İşte burada oyunun kendisini sunuyoruz.
Napolyon - Automaton
1.e4 e5 2.Vf3 Ac6 3.Fc4 Af6 4.Ae2 Fc5 5.a3 d6 6.0-0 Fg4 7.Vd3 Ah5 8.h3 Fxe2
9.Vxe2 Af4 10.Ve1 Ad4 11.Fb3 Axh3+ 12.Şh2 Vh4 ve beyaz biraz sonra terketti.
Otomatın sırrı 20 yıl sonra açıklandı. Birçok kişinin kutunun
içinde bir adam saklandığını tahmin etmesine rağmen, bunun doğru olduğu
Amerika'da Philadelfiya'da bir gösteri esnasında doğrulandı. Türk seyircilerden
birine karşı oynamaya başladığı zaman, salonda bir yangın çıktı. Gerçekte yangın
hayalidi, fakat ortaya çıkan panik gerçekti. Türk'te paniğe kapılmıştı.
ümitsizce bağırmalar kutunun içinden duyuldu ve otomat sallanmaya başladı.
Mekanik
satranç
oyuncusunun sırrı ortaya çıkmıştı. Otomat bir müzeye konuldu. 1854'te çıkan
yangın esnasında bu müzede tahrip oldu. Böylece
satranç
tarihinde ünlü bir sayfa kapandı.
|